Mehmet Berk Yaltırık - Haftanın Yazarı

31-01-2024 22:41
Mehmet Berk Yaltırık - Haftanın Yazarı

Mehmet Berk Yaltırık ve Korku!

 9 Temmuz 1987’de doğdu/  Tarihçi / Yazar / 2010’da Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu / Çeşitli internet sitesi ve fanzinlerde araştırma yazıları ve hikâyeleri yayımlandı / 2013’te FABİSAD’ın düzenlediği GİO Hikâye yarışmasında “Öykü Başarı Ödülü” ve Türkiye Bilişim Derneği’nin düzenlediği “TBD Bilimkurgu Öykü Yarışması”nda mansiyon kazandı / 2017’de Yedikuleli Mansur romanıyla GİO Roman Ödülleri’nde dereceye girerek “Başarı Ödülü” aldı / “Son Gulyabani’nin Yeri” adlı bloğunda öykülerini paylaşmaya devam ediyor / "Yedikuleli Mansur", "Istrancalı Abdülharis Paşa", "Karanlığın Şahidesi", "Türk Kültüründe Vampirler Oburlar, Yalmavuzlar ve Diğerleri" kitaplarının yazarı / Sosyal medyada bilinen ismiyle Son Gulyabani / Dark İstanbul’da polisiye ve gerilim antolojileri yazarı…

KORKUDAN BESLENEN ADAM
Korku duygusunun edebiyat dünyasında farklı bir yeri olduğunu hepimiz biliyoruz. İnsanın diğer duyguları edebiyatın birçok alanına çeşitli şekillerde yansırken korku, edebiyatta tek başına bir tür olma özelliğine sahip… Her ne kadar insanların hayatta kalma dürtülerinden kaynaklanıp istenmeyen bir duyguyu ifade etse de farklı açılardan bakıldığında avantajlı yanları olduğu da söylenebilir. İnsanların problem çözme becerilerini geliştirmesiyle birlikte tedbir alma yönünde yaşadıkları farkındalıklar, bu faydalardan bazıları olabilir… Eski çağlarda hissettikleri korkuları mağara duvarlarına çizerek soyut korkularını açığa çıkaran insanlar bununla yetinmeyerek kötü ruhlardan, cinlerden ve şeytanlardan korunmak için totemler, maskeler yapmışlardır. Yaptıkları ayinlerle kendilerini korkutan bu yaratıklardan kurtulmak için çaba gösterirken korkularını simgeleştirerek o korkuyla başa çıkmanın yollarını aramışlar bunu da çeşitli semboller ve imgeler aracılığıyla dile getirmişlerdir.

İşkence, doğaüstü yaratıklar, ruhlar, cinler, şeytanlar gibi farklı figürlerde kendini açığa çıkaran korku, Gılgamış Destanı’ndan Odysseia Destanı’na, Shakespeare trajedilerinden masallara kadar farklı alanlarda kendine yer edinmiştir.  Tabii ki dini unsurlar, cadılık ve büyü hakkında yazılıp çizilenlerden sonra kurt adam, hayalet, vampir ve canavar hikâyeleriyle zenginleştirerek…
 
Peki, doğaüstü canavarların işlendiği her eser korku başlığı altında toplanabilir mi? Tabii ki hayır! Eserde karakterlerin canavara bakışı çok önemli. Eğer karakterler canavarı doğal düzenin dışında bir varlık olarak görüyorsa söz konusu eser korku türüne aittir, diyebiliriz…  
 
Bugün, bu türün en önemli isimlerinden biri olan Mehmet Berk Yaltırık’tan bahsetmek istiyorum. Kendisi ülkemizin korku türünde kalem oynatan, yazan, çizen değerli edebiyatçılarından biridir. Korku, gerilim, fantastik gibi türleri etnik motiflerle işleyen, yerel kültürümüze ait hikâyeleri ustalıkla anlatan özgün bir kalemdir.  Tempoyu hiç düşürmediği eserlerinde merak unsurunu ön plana çıkarır. Ayrıca anlattığı döneme ait yarattığı karakterlerle okurun ilgisini her daim diri tutarken tarihçi kimliğiyle yazmış olduğu romanlarıyla dikkat çeker.
 
Tarihi kitaplarda yaratılan kahramanların güçlü bir şekilde vurgulanması önemli. Karakterleri öyle bir oturtmalısınız ki hem o dönemin hem de coğrafyanın izlerini taşımalı üzerinde… Kendimden biliyorum; Kutsal Cehalet kitabımı yazarken romanın “orta çağ” kısmını şekillendirmeden önce İtalya, engizisyon, orta çağ, Katolik dinine ait mezhepleri, o dönem insanlarının yedikleri, içtikleri, sosyal yaşamları gibi konularda birçok detayı en ince ayrıntısına kadar araştırmış, karakterlerimi de bu doğrultuda geliştirmiştim. İtiraf etmeliyim, hayli zorlu bir maratondu. Fakat her şeye rağmen keyifliydi…  
 
Mehmet Berk’in kitaplarında da tarihle edebiyatın iç içe geçtiği bu birlikteliği sonuna kadar deneyimliyor, folklorik unsurlardan aldığı ilhamla yarattığı kahramanların maceralarını soluksuz takip ediyorsunuz. Çünkü Mehmet Berk, yaratmış olduğu karakterlerin ve anlattıklarının okura “o dönemi yaşıyormuş” hissini vermeyi amaçlayan, bunu da çok iyi başaran bir yazar. Tarih-Edebiyat ikilisinin bir araya geldiğinde elde edilen sanatsal etkileşimin boyutlarını, yaratılan sinerjinin edebiyata olan etkisini onun eserlerini inceleyerek analiz edebilirsiniz. Bununla birlikte romanlarında ve öykülerinde kullandığı şive ve dilin, söz konusu esere kazandırdığı karakteristik özelliği son derece önemlidir. Kendisi bunu tiyatro sevgisine ve taklit yeteneğine bağlıyor. Diyalogları yazarken şiveyi taklit ederek seslendiriyor sonra da bunları yazıya döküyor… Tarihi romanlarında (Osmanlı dönemi) kullandığı dil itibariyle Osmanlıca kelimeler coğrafyanın kültürüyle, yaşam tarzıyla bire bir örtüşüyor ve esere çok yakışıyor.
 
Bütün bunların yanında her yeni çalışmasında (öyküsünde, romanında) bir öncekinden farklı temalarda ve konularda yazarak kendini tekrar etmeden farklı değerler üretmeyi seviyor. Yazarken sıkıldığı takdirde okurun da yazdıklarını okurken aynı duyguları yaşayacağını hissediyor. Bir hikâye onu heyecanlandırıyorsa, oradaki hissi yakalayabiliyorsa okura da bu etkinin geçeceğini düşünüyor. Mehmet Berk’in başarısının sırrı da burada yatıyor bence; okurla empati kurabiliyor…  

Yedikuleli Mansur” (16. yüzyıl İstanbul’unda geçen bir roman) romanının, yazarlık kariyeri açısından dönüm noktası olduğunu söylüyor. Bu eserle birlikte yeni okurlara ulaşarak farklı seçkilerin, yazıların kapıları aralanmış, ardından gelen “Istrancalı Abdülharis Paşa” (yerli bir vampir hikâyesi) ve “Karanlığın Şahidesi” adlı eserleriyle de bambaşka yerlere ulaşmış. Vampirler, hortlaklar, oburlar, kurt adamlar, kabadayılar, korsanlar ise kitaplarının kadrolu kahramanları haline gelmişler...

SEPYA ETKİSİ
Mehmet Berk’in eserlerini okurken farklı bir evrene fırlatılmış olmanın şokunu yaşar, o şaşkınlığı üzerinizden attıktan hemen sonra da hayal dünyanızın kapılarını kırıp kendinizi bambaşka bir dünya içinde bulursunuz. Kurduğunuz hayaller bile “sepyalı” bir yapıya bürünür. Çünkü Mehmet Berk sizi bulunduğunuz yerden alır geçmişin sarı sayfaları arasında bir yolculuğa çıkarır.
 
Ve Mehmet Berk Yaltırık, hayallerinizdeki sepya etkisini teknolojiyle değil kalemiyle veriyor; eserlerinde kullandığı dille, anlattığı döneme ait mekânlarla, yaratmış olduğu harika karakterlerin yaşam tarzlarıyla…
 
Bize de oturduğumuz koltuğa yaslanarak hayal kurmak düşüyor…
Tabii ki sepyalı…
Blog Etiketleri :
IdeaSoft® | Akıllı E-Ticaret paketleri ile hazırlanmıştır.