Dokuz Oda Cinayetleri - Selin Bak

06-02-2024 21:41
Dokuz Oda Cinayetleri - Selin Bak
Ayşe Erbulak, İstanbul Çengelköy'de dünyaya gelmiş. Gazetelerin ve televizyonun sihirli dünyasına adım attıktan sonra, tiyatro aşkı onu kıskıvrak yakalamış ve sahnelerin tozunu attırmak için İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Ali Poyrazoğlu'nun tiyatrolarında boy göstermiş. Sonra bir gün özel televizyon kanalları kapısına dayanmış ve ekranlarda boy göstermeye başlamış. Kanal 6'da, Show TV'de türlü türlü programlar yapmış, bir sürü dizi filmde rol almış. Kariyerinde farklı bir döneme gelmiş ve Norveç'e göç etmiş. Orada da tiyatroya atılmış, sahnede parlamış, kahkahaları Norveç'in dağlarına kadar yayılmış.

Sonra bir gün Türkiye'ye dönmüş, TRT'de “Anne-Çocuk” programı ile ekranlara renk katmış. “Pis7'li” ve “Aşkın Halleri” dizilerinde de yıldızı iyice parlamış. Tiyatro tutkusu hiç bitmedi, hala sahnelerin tozunu attırıyor, seyircileri güldürüyor.
 
Polisiye roman yazarı kimliği de cabası. “Çok Şekerli Ölüm”, “Limoni Ölüm”, “Ödüllü Ölüm”, “Dokuz Oda Cinayetleri”, “Anne Bak Kim Geldi”, “Cinayet Sınıfı Başkanı” ve “Cinayet A.Ş.” gibi eserleriyle okurları büyüledi. “Gönüllü Sürgün” adlı romanı ise sekizinci kitabıydı ve polisiye olmamasına rağmen en sevdiğim kitabıydı. Yazarlık yeteneklerinin yanı sıra, Norveççe-Türkçe çeviri yapmaktan, yabancı yazarlara rehberlik etmeye kadar birçok alanda da başarılı kendisi.

Ayşe Erbulak, kendi adını taşıyan oyunculuk ve yazarlık evinin yanı sıra, Ajans Ayşe Erbulak ve Dağhan Külegeç Yayınları'nın da kurucusu ve yöneticisi. 2017-2018 tiyatro sezonunda “Damadım Olur Musun?” adlı oyundaki performansıyla “En İyi Komedi Kadın Oyuncu” ödülünü de kazandı.

Eğlenceli ve renkli bir ailede büyüyen Erbulak, sanatın kanatlarında dans ederken, bir yandan da evli ve iki çocuk annesi olarak hayatın tadını çıkarıyor. Altan Erbulak'ın kızı, Dağhan Külegeç'in annesi, Sevinç Erbulak'ın ablası ve Özden Özgürdal'ın eşi olması ise sadece bu renkli tabloya birer renk.

Kendisiyle tanışmamın üzerinden yaklaşık 1,5 sene geçti. Dark Polisiye antolojilerinde aynı kitapta olmamız şüphesiz benim için gurur verici. Ama ilk karşı karşıya gelmemiz 2022 Poyabir Kristal Kelepçe ödül törenindedir. Salona girdiğimde en önde oturan Ayşe Erbulak, birden kalkıp kollarını kocaman açarak bana sımsıkı sarıldığı an, sevgili Aşkın Zengin Akkuş’un deyimiyle “Çok Şekerli Kadın” ın hayatımda çok özel bir yeri olacağını anladığım andır.

 
Dokuz Oda Cinayetleri yukarıda verdiğim bilgiden de anladığınız üzere aslında daha önce basılmış bir roman. Bu baskısı daha gözden geçirilmiş ve günümüze göre düzenlenmiş bir şekilde okurla buluştu. Feci hasta olup yatak döşek yattığım bu günlerde insan yanında sadece sevdiği insanları istiyor. Ben de öyle yaptım, Ayşe Erbulak’la iyileştim.

“Bunca cinayeti nerede saklayabilirsin?

Kalbinin, ruhunun derinliklerinde dokuz tane odada, dokuz tane mezarda mı saklayacaksın? Sen sussan odalar konuşur, odalar sussa mezarlar konuşur, mezarlar sussa ölüler konuşur...”

Bir düğün töreninde başlıyor kitap. Kahramanlarımızdan Emine de törenin konuklarından biri. Ay Koleji yıllarından beri görüştükleri, birbirlerine “kardeşim” dedikleri yedi kişilik gruptan Banu’nun kızı Yaprak başarılı bir iş adamıyla dünya evine giriyor. Giriyor girmesine de çıkışı da pek hızlı oluyor. Çünkü tuvaleti gelen ve yolunu kaybeden Emine kendini bir ormanda buluyor. Ormandaki eski kulübede, az önce nikâhı kıyılan damat ve iki adam görüyor. Tam yolunu kaybettiğini söylemek için kulübeye girecekken damadın o iki adamı öldürdüğüne şahit oluyor. Topuklu ayakkabılarının izin verdiği ölçüde kaçmaya çalışırken damat tarafından yakalanıyor. Aralarında arbede çıkıyor ve Emine ayağındaki topuklu ayakkabıyla kendini korumaya çalışıyor. Maalesef ince uzun topuk damadın kalbine saplanıveriyor. Damat orada sizlere ömür. Emine hemen arkadaşlarının yanına dönüyor, aralarından Zerrin’e olanları anlatıyor. Zerrin’in yardımıyla sessiz kalmaya karar veriyor ve düğünün olağan akışına kendilerini bırakıyorlar. Ama damadın yokluğu fark ediliyor. Her yer aranıyor ama kayıp damat bulunamıyor. Daha önce başka bir kadını nikâh masasında bırakmış olan damadın yine kaçtığı düşünülüyor. 24 saat sonra üç kişinin cesedi ormanda bekçi tarafından bulununca dosya Başkomiser Deniz’e veriliyor.
Başkomiser Deniz, kızıyla yaşayan bekâr bir baba. Kızının annesi kendisini defalarca aldattığından boşanmış. Kızını kendisi büyütmüş çünkü kadın pek çocuk büyütebilecek biri değil. O erkekten bu erkeğe hızlıca geçen, alkol alıp sapıtan bu sorumsuz kadının yaptığı tek iyi şey ona kızını vermek olmuş. En büyük dileği de ara sıra hayatlarına girip alt üst edip giden bu kadının ortadan kaybolması. Yani herkesin bir derdi var anacığım.

Başkomiser Deniz olay yerinde yaptığı incelemelerde Olay Yeri İnceleme’nin gözden kaçırdığı iplik parçacıkları buluyor. Ama soruşturmanın devamını getirecek en küçük bir delil bulunamıyor. Kurbanlardan olan damadın diğer iki adamı öldürdüğü ortada olmasına rağmen damadı kimin ve özellikle neyle öldürdüğü sorusu cevapsız kalıyor. Buz kıracağı olabilir düşüncesiyle düğündeki tüm malzemeler inceleniyor ama en ufak bir ize rastlanılmıyor.
 
Siz şimdi “Katil ve maktul belli, bu nasıl bir roman?” diyeceksiniz belki ama Ayşe Erbulak bu kitabında “Katil Kim?” sorusundan ziyade katili cinayet işlemeye iten sebepleri irdeliyor. Bu nedenle Emine tekrar sahneye giriyor. O düğün gecesi olanları tüm arkadaşlarına anlatmış olan Emine ve arkadaşları bu defa Kalamış Marina’da bir teknedeler. Pedofili suçundan kendisine dava açılmış ama delil yetersizliğinden beraat etmiş ünlü bir plastik cerrah da hedeflerinde. Hepsi tedirgin, hepsi korkuyor çünkü bu defa işleyecekleri cinayet kaza olmayacak. Hatta son da olmayacak. Peki neden? İlki kaza olan cinayetten sonra onları, hem de planlı bir şekilde cinayetler işlemeye iten sebep ne? Neden bu kadar korkuyorlar? İşte burası sizi çok şaşırtacak.
 
Ayşe Erbulak’ın bu kitabı benim sevdiğim birçok unsuru barındırıyor. Gizem, muamma, suç ve en önemlisi tokat gibi çarpan bir final. Oyun içinde oyun, suç içinde suç… Başarılı bir kurgu, çok zengin olay örgüsü ve bolca heyecan. Bir polisiye okuru başka ne ister?

    

Blog Etiketleri :
IdeaSoft® | Akıllı E-Ticaret paketleri ile hazırlanmıştır.